Kuzey Kore şer ekseninden çıkabilecek mi?
Kuzey Kore şer ekseninden çıkabilecek mi?
Teröre verdiği destek yüzünden Washington tarafından şer eksenine dahil edilen Kuzey Kore, beşli grup ile işbirliğine sıcak yaklaşıyor. Ancak Kuzey Kore’nin Sung Kim başkanlığındaki heyete verdiği dosyalar doğrulanmadığı sürece işbirliği yolunda atılan adımın bir önemi kalmayacak

Amerikan Dışişleri Bakanlığının Kore Masası Direktörü Sung Kim başkanlığındaki bir heyet, 8 Mayıs’ta Kuzey Kore’yi ziyaret edip, önemli dosyalarla Güney Kore’ye döndü. Kuzey Kore’nin plütonyum programıyla ilgili 18 bin sayfalık belgenin bulunduğu yedi sandığı beraberinde götüren Amerikan heyeti, mayıs ayı sonuna kadar pek çok önemli bilgiyi gün ışığına çıkartacak.

2005 yılında ABD, Çin, Rusya, Japonya, Güney Kore (5’li grup) ile yaptığı anlaşmaya göre Kuzey Kore, tüm nükleer silah ve programlarından vazgeçecekti. Pyongyang yönetimi, ekonomik ve siyasal tavizler karşılığında, geçmişteki plütonyum üretimi ve tüm nükleer programı ile ilgili bilgileri 31 Aralık 2007 tarihine kadar 5’li gruba teslim edecekti.  Beş aylık bir gecikmenin ardından, Pyongyang yönetiminin teslim ettiği dosyalar arasında eksik bilgiler olduğu doğrulandı. 1986 tarihinden kalma belgeler, Yongbon nükleer yakıt işleme tesisinde beş megavat gücündeki reaktörün plütonyum ürettiğini ortaya kondu.  Kuzey Kore, uranyum zenginleştirme programı ve başka ülkelere nükleer teknoloji trasferi konusundaki detayları, Amerikan heyetine sunmadı.

13 Şubat 2007’de Kuzey Kore’nin, 5’li grupla yaptığı anlaşma çerçevesine göre, Pyongyang yönetimi, Yongbon başta olmak üzere tüm nükleer tesislerindeki faaliyetlere 31 Aralık 2007 tarihine kadar  son verecekti. Yongbon Temmuz 2007’de kapatıldı.  Buna ek olarak Kuzey Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na (International Atomic Energy Agency, IAEA) bağlı personeli tesise davet ederek, kapanışa tanık ettirdi.  Kasım 2007’den beri pek çok Amerikalı uzman, Yongbon’daki nükleer faaliyetlerin etkisiz hale getirilmesine gözcülük etti. Kullanılmış yakıttan elde edilen plütonyumun nükleer bomba yapımı için gerekli bir madde olması ve  Yongbon tesisinin kapanması ile bu yönde faaliyetlerin son bulması, Kuzey Kore’nin uzlaşma yolunda ilk adımı attığını gösterdi. Bu olumlu gelişme sonucunda, Washington ve Pekin, Kuzey Kore’yi 50 bin ton ağır yakıt ile ödüllendirdi.

Son dönemde Kuzey Koreli yetkililer, Yongbon’da yaklaşık 30 kg kadar plütonyum üretildiğini iddia etti. Ancak Washington, Ekim 2006’da ilk nükleer denemesini gerçekleştiren Kuzey Kore’nin, 50-60 kg kadar plütonyum ürettiğini tahmin ediyor.  Uzmanlar, bu miktarın sekiz nükleer bomba yapımı için yeterli olduğu görüşünde.

ABD, Japonya, Çin, Güney Kore ve Rusya, geçmişte Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlar konusunda farklı görüş sergiledi.  Pyongyang’in nükleer silah denemesinden sonra Japonya ve ABD, Kuzey Kore’ye daha ağır yaptırımlar uygulanmasını savunurken, Çin, Güney Kore ve Rusya konuya daha ılımlı yaklaştı. Kuzey Kore’de olası bir rejim değişikliği ile mülteci sorununun gündeme gelmesinden korkan bu üçlü grup, diğer müttefiklerinin aksine daha yumuşak bir tutum sergiledi. Pekin ve Moskova, 2006 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konsey kararını yumuşatarak, Kuzey Kore’ye nükleer silah üretiminde kullanılan materyallerin satışını yasakladı. Pyongyang’in müttefiği ve  uzun zamandır ticaret ortağı olan Pekin, sınırında mülteci sorunuyla karşılaşmaktan korktuğu için, Kuzey Kore’ye enerji ve yiyecek yardımında bulunuyor.  Çin ile Güney Kore’de bulunan ABD birliği arasında tampon bölge görevini gören Kuzey Kore, Çin için jeopolitik önem taşıyor.  Kuzey Kore’nin füze denemelerinden tedirgin olan Japonya da bu füzelerin nüfusun yoğun olduğu bölgeleri veya ülkedeki ABD askeri üsleri vurmasından korkuyor.

Kuzey Kore, her ne kadar Yongbon nükleer tesisi kapatarak iyi niyet gösterisinde bulunduysa da, Pyongyang yönetiminin beyanı üç farklı aşamada incelenmeli. Bu üç maddenin başlangıç noktası nükleer materyeller, ikinci aşaması nükleer tesisler ve son aşaması nükleer programlar. Kuzey Kore’nin  plütonyum programı ile ilgili verdiği rakamdan ziyade bu miktarın doğrulanması önemli. Kuzey Kore, 30 kg plütonyum ürettiğini öne sürerken, gerçek miktar 40 ile 60 kg arası çıkarsa, bu soruna yol açar. Pyongyang rejiminin plütonyum konusunda tam gerçeği beyan edeceğine şüphe ile bakılıyor. 1992 yılında şüpheli nükleer atık alanlarını  ziyaret etmek isteyen IAEA denetçilerine kapısını kapatan Kuzey Kore, bu olayın ardından NPT (Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması)’dan da ayrıldı. 

Bugünkü durumda Kuzey Kore’nin üretilen  plütonyum miktarını daha düşük göstereceği, bilimadamlarını yanlış bilgi vermeye zorlayacağına olası bakılıyor. Bir başka önemli konu da  kullanılmış yakıtın yeniden işlendiği zaman %20 ile %25 arası plütonyum kaybına uğruyor olması. Her ne kadar Yongbon’daki nükleer reaktörün ne kadar süre etkin çalıştığı bilinse de, IAEA’nın  kesin plütonyum miktarını saptaması bir hayli güç.

İkinci aşama olan tesisler zaten tanınıyor ve bu konuda Pyongyang rejiminin saklayacağı bir şey yok.  Asıl önemli sorun üçüncü aşamada yatıyor. Plütonyum programını açıklamaktan çekinmeyen Kuzey Kore, uranyum zenginleştirme programı  ve bu programların başka ülkelere transferi hakkında bir açıklama yapmıyor.  

Geçen ay ABD,  Suriye’de bulunan bir nükleer reaktörün fotoğraflarını ortaya çıkarttı.  Kuzey Kore’nin yardımı ile inşa aşamasında olan reaktör, eylül ayında İsrail saldırısı sonunda yok edildi.  Suriye’nin, IAEA’yı reaktörün inşaasından haberdar etmemesi ve bombalandıktan sonra Şam’ın tüm kanıtları ortadan kaldırması, reaktörün barışçıl amaçlarla inşa edilmediğini ortaya koyuyor. ABD Devlet Başkanı George W. Bush, Pyongyang rejiminin tüm nükleer aktivitelerini deşifre etmesi için bu fotoğrafları  sunduğunu belirtti.  ABD yönetimi, Kuzey Kore’ye Şam ile işbirliğini açıklaması için baskı yapıyor. Ancak Pyongyang yönetimi Suriye’ye yaptığı nükleer trasferi doğrulamaktan kaçınıyor. İsrail’in, Suriye’deki  nükleer reaktörü yok etmesi şimdilik bir tehditi ortadan kaldırdı. Ancak Kuzey Kore, tehditler zincirini uzatıp, Suriye dışında  İran gibi  ülkelere de  nükleer teknoloji transferi yapıyorsa, bu konuda 5’li partinin acil önlem alması gerekir.

Kuzey Kore sel felaketinin ardından gıda sıkıntısı yaşıyor

Kuzey Kore’de geçen sene meydana gelen sel felaketi, pek çok çiftliği yerle bir ederken, ülkenin buğday  üretimini kısıtladı.  Birleşmiş Milletler yetkilileri ve insani yardım kuruluşları, ülkenin açlık sınırında gezindiğini belirtirken, önümüzdeki aylarda açlıkla bağlantılı ölümlerin artacağına dikkat çekti.  Bir grup ABD’li diplomat ve yetkili geçtiğimiz hafta gıda yardımı konusunu görüşmek için Kuzey Kore’deydi.  ABD, Pyongyang’e temin edeceği  500 bin metrik ton buğday karşılığında Kuzey Kore’den bu yardımın dağılımı konusunda güvence istedi.  ABD,  gıda yardımının sadece ordu ve elit grubun eline geçmesinden endişe ettiğini belirtti.  Kuzey Kore’nin acil  gıda yardımı dışında, önemli miktarda  gübre ithalatı yapması gerekiyor.  Aksi taktirde bu seneki hasattan yine ümidi kesmek zorunda kalacak.  Bu durum da süregelen gıda problemini daha da güçleştirecek. Kuzey Kore’ye gübre ihracatında bulunan Güney Kore, komşusunun 2006’daki nükleer denemesinden sonra yardımı kesmişti.

ABD, Kuzey Kore’nin nükleer programını, yapılacak insani yardımdan ayrı tutuyor. Washington,  Kim Yong Il yönetiminin Suriye ile nükleer işbirliğini kabul etmesi ve uranyum zenginleştirme programını deşifre etmesi karşılığında, Kuzey Kore’yi terör sponsoru ülkeler listesinden çıkartacağını açıkladı.  ABD,  Kuzey Kore’nin göstereceği işbirliği sayesinde, ülkeye yönelik ticari yaptırımları kaldırmayı da taahhüt ediyor.  Bush yönetimi ayrıca, Pyongyang’in nükleer programlarını beyan etmesi ve tüm nükleer tesislerini etkisiz hale getirmesi karşılığında daha fazla insani yardım, enerji, yakıt  ve ülke ekonomisini yeniden yapılandırmak için yatırım sözü veriyor. Kuzey Kore’nin Washington’dan  talep ettiği hafif sulu nükleer reaktör projesi büyük olasılıkla Kuzey Kore’nin ne kadar sır perdesini araladığına bağlı olacak. Sung Kim’e verilen dosyaların incelenmesi ve ardından doğrulanması hiç şüphesiz zaman alacak.  Nükleer tesislerin tespit edilip, etkisiz hale getirilmesi ve Pyongyang rejiminin tüm nükleer programlarını eksiksiz deşifre etmesi ise Bush sonrası başa gelecek yönetimin öncelikli konusu olacak. Ancak Kim Yong Il yönetimi, sırlar perdesini ne kadar aralamaya niyetli, ekonomik ve politik teşvik karşısında nükleer silahlarından vazgeçmeye ne kadar hazır, işte asıl soru burada yatıyor. 

Acaba Kim Yong Il rejimi hayatta kalmak için silahlanacak mı, onları saklayacak mı, yoksa terör listesinden çıkmak için silahlara veda mı edecek bunu zaman gösterecek.

 

Kaynaklar: Washington Post, New York Times, Newsweek, Time, Council On Foreign Relations


Yasmin KASUTO