Bir gölün ardından

La Liga’da zirvede bulunan Real Madrid evinde ligin orta sıralarındaki Getafe’yi ağırlıyor. Zirve yarışı açısından, oldukça kritik bir maç. Her biri bol sıfırlı rakamlarla ifade edilen Real Madridli yıldızların rakip üzerindeki baskılarını artırdıkları dakikalar... Van Nistelrooy ceza alanı dışından sert vuruyor. Kaleci, topu çeliyor. Real Madrid’in demirbaşı Raul ortaya çeviriyor ve Chelsea’den devşirilen Robben topu ağlara yolluyor. Spikerin gol çığlıklarını Robben, Raul ve Nistelrooy’un kutlama görüntüleri takip ediyor. Fakat o da ne?.. Kamera suratlara yakınlaştıkça, yıldızların gülümsemelerinin şaşkın bakışlara dönüşümüne tanık oluyoruz. Ve yayıncı kuruluş, bir anda pilot kameraya geçiyor tekrardan. Bu kez hücuma kalkan Getafe... Neredeyse saliselerle ifade edilebilecek zaman diliminde Real’in kale önüne geliyor Getafeliler. Üçe iki... Yok yok, dörde, hatta beşe iki... Bir çalım, bir ara pas ve golllll! Hayır, hayır skor 1-1 değil, izlemeyenler yanlış anlamasın. Karşılaşmanın hakemi, Real Madridli oyuncular henüz golü kutlamak üzere kenara koşarlarken gol pozisyonu öncesinde Raul’ün ofsayt pozisyonunda olduğunu ilan etmiş bile. Getafeli oyuncular Galactica’yı ancak böyle mağlup ederiz diyerek önlerine gelen fırsatı boş geçmiyorlar ve Robben, Nistelrooy, Robinho gibi yıldızlar kenarda poz vermekle meşgullerken oyunu hemen başlatıyorlar. İki pasta kendilerini Real’in kalesi önünde buluyorlar. Hem de o bölgede pek rastlanmayacak şekilde ezici bir çoğunluğa sahip olarak... Uzun lafın kısası Real kendi çöplüğünde (Teşbih dahi olsa Barnebau’nun yerine çöplük ifadesini koymak biraz garip geldi!..) baskına uğruyor. Maç 1-0 Getafe’nin üstünlüğü ile bitiyor. Madrid’in kralları zirve yarışında kritik üç puan kaybediyorlar.

Raul, Ruud Van Nistelrooy topa dokunduğu anda ofsaytsa bile ince bir ofsayt kararına imza attı hakem. Dileyenler Şansal Büyüka ile Erman Hoca’ya danışıp santimetre, milimetre detaylarını alabilirler. Hakem düdüğünü üfleyip, Getafelileri durdurabilirdi ancak bunu yapmadı, olayı kurallara uygun olarak değerlendirdi. Getafeli oyuncular da gol attıklarını zanneden rakiplerine pek centilmence davranmadıklarını kabul edeceklerdir mutlaka. Ancak mahallenin en iyi misket oynayan büyük abisini yenmek için böyle bir şans kırk yılda bir ele geçiyorsa bu şansı muhtemelen herkes kullanırdı. Tek bir şartla... İşin sonunda büyük abiden dayak yemek yoksa... İspanyollar La Liga’da büyük abilerin istedikleri zaman küçükleri tepeleyemeyeceklerinden eminler. Yanlış anlaşılmasın, oralarda büyük abilerin iyi huylu olduklarından söz etmiyoruz. Bizim büyüklerimiz, kapitalizmin nimetlerini kullanıp kendilerini daha büyütme, küçükleri daha küçültme, bu yolda lobinin kralını yapma konusunda Barça-Real ikilisinin eline su dökemez. Ama mesele sahada oynanan oyun ise büyük abinin küçüğe saldırmasını önlüyor birileri... Durum böyle olunca ertesi gün gazetelerde, “büyük başkan”ların “Böyle ayıp olmaz!”, “Oyuna geldik...”, “Katledildik...”, “Haftaya B takımımızla çıkıyoruz!” demeçlerini değil Real Madridli oyunculara yönelik “Budalalar” başlığını okuyoruz. Siz işe bakın ki, İspanya’da bu başlığın çıktığı gün bizim gazeteleri “Federasyon başkanı gidecek dedim, gitti!”tadında manşetler süslüyor. Ve başlıklara konu olan bu sözün sahibi de bir kulüp başkanı, padişah değil...

Önce çok güldüm Getafe’nin golünü izlerken... Milyonluk bebeklerin film yıldızı edasıyla verdikleri yalancı gülüşleri ile görmeye alışkın olduğumuz suratlarına ancak futbolun o çocukça şaşkınlık ifadesini verebileceğini düşündüm ve güldüm. Sonra bizim buraları düşündüm, keyfim kaçtı. Bizim büyüklerin bu çeşit bir golü ancak Avrupa maçlarında yiyebilecekleri geldi aklıma... Olur da binde bir ihtimal ligin küçüklerinden biri bunu yaparsa da ertesi gün nasıl tozun dumana kataılacağı düşüncesi izledi kafamdan geçenleri... “Hakem oyunu durdurmalı mıydı?” sorusuna yorum yapan yığınlar, hakemi düşman ilan eden ve bir daha kendi maçlarına verilmemesini emreden kulüp yöneticileri, stadyumda misafir takıma hem fiili hem sözlü saldırı girişimleri, vs... Aklıma geldi ve yazmak istedim... Hepsi bu...


Doğan LEVENT BÜYÜTEÇ