Müzikle iletişim: BABY SENFONİ
Müzikle iletişim: BABY SENFONİ
Çocukları küçük yaşlarda müzik ile tanıştıran Baby Senfoni’nin Türkiye’deki kurucusu Ayça Keleşoğlu, bu sistemin çocukların hayatına katkılarını paylaşıyor

Sevgili Ayça, Türkiye’de bir ilke imza attın! Tebrik ederim. ‘Baby Senfoni’yi kurma hikayeni bizimle paylaşır mısın? 

Viyana’da müzik performans ve müzik pedagoji okudum. Müziğin nasıl öğretilebileceği konusunda eğitim aldım. Daha sonra Amerika’da müzik performansı üzerine master yaparken bu işi yapan bir okul ile karşılaştım. Onlarla uzun bir süre çalışırken onların programlarını yazdım, halen de ara ara onlara program gönderiyorum. 2005 yılında, İstanbul’da Bebek semtinde ‘Baby Senfoni’yi açtım; daha sonra Tarabya’ya taşındım. Aslında bir stüdyoda hitap ettiğimden daha büyük bir kitleye hitap etmek istediğimden okulda çalışmayı tercih ettim. Birkaç sene önce Ulus Özel Musevi Okulu’nda 2-10 yaş arası çocuklarla çalışmaya başladım. Başka bir okulda daha çalışırken aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesinde de müstakbel müzik öğretmenlerine ders veriyorum. Bu sayede belki ileriki günlerde anaokullarında çocuklara verilecek müzik eğitimini ‘Baby Senfoni’ tarzında öğretebilirler ve müzik dalında daha duyarlı, eğitici çocuklar yetiştirebilirler.

Gördüğüm kadarı ile sen dersteyken en az çocuklar kadar eğleniyorsun ve çok keyif alarak bu işi yapıyorsun. İşin sırrı bu olsa gerek?

Aslında evet, yaratıcı ve eğlendirici olmak için hayal gücünü kullanırken sizin de eğlenmeniz çok önemli. Bu şekilde karşınızdaki de eğlenceye dahil olabiliyor ve öğrenecekleri kolaylaşıyor. Sıradan bir kitabı takip edip öğretmektense yaratıcılık kullanmak çok önemli. On beş senedir her seferinde çok eğlenerek, ruhumla, bedenimle, kalbimle ve beynimle bu işi yapıyorum. İşin sırrının bu olduğunu düşünüyorum.

Baby Senfoni nedir?

Baby Senfoni ‘musical experience’ dediğimiz, çocukların çok küçük yaşta müzikle tanışmalarını sağlayan, ritim duygularını geliştiren,  kulaklarını bir nebze eğiten bir sistem. Baby Senfoni’ye dört aydan itibaren başlanabiliniyor. Bu sistemin içinde büyüyen çocuklar yaşları ilerledikçe sistemin bir parçası oluyorlar. Muhakkak bir şekilde bir enstrüman çalıyorlar ve kulakları o yönde gelişiyor. Benim de Baby Senfoni’yi kurarkenki amacım tüm çocukların müzikle bir şekilde ilgileri olması, profesyonel olamasa da bir enstrümanı çalabilmesi, müziği tanımaları idi.

Kaç yaş grupları ile çalışıyorsunuz?

Yuvada üç yaş sınıfı öğrencileri ile ilkokul üçüncü sınıfa kadar olan yaş grupları ile çalışıyorum. Ana okul sınıflarında konular genelde oyunla karışık enstrüman tanıtımını içerirken, yaşlara göre faklı seviyelerde ders işliyoruz. Ancak ilkokul sınıflarına daha çok enstrüman tanıtımı, besteciler kimdir, ünlü eserleri nelerdir, başlıkları altında dersi işliyoruz ve beş haftalık programın sonunda önemli eserlerin operalarını seyrettiriyoruz.

Baby Senfoni çocuklara ne kazandırıyor?

Temiz ve saf bir piyano eşliğinde çocuklar çok ciddi bir kulak eğitimi alıyorlar. Buna paralel olarak genel kültür bilgileri genişliyor. Mesela Ravelli’nin Bolerosunu yarın bir yerde duyduğunda tanıyabilecek, herhangi bir orkestra göründüğünde enstrümanları bilecek, farklarını anlayabilecek, nasıl kullanıldıklarını bilecekler. Genelde etrafımızdaki çoğu kişi trompetin ne olduğunu bilemezken, bu çocuklar nasıl çalınacağını bildikleri gibi, trompet ile flüt arasındaki farkı da öğreniyorlar. Keman ve viyola arasındaki farkı biliyorlar. Nota bilgisi öğrenirken de beyinlerinin matematiksel yönünü de geliştiriyorlar. Nota bilgisi sayı saymayı gerektiriyor, nerede durmaları gerektiğini, nerede beklemeleri gerektiğini öğreniyorlar. Aslında beynin iki lobunu birbirine bağlayıcı bir sürü egzersizi oyun içinde yaptığımızdan çocuklar için çok yönlü bir yararı oluyor. El-göz koordinasyonunu çok tetikliyor, özellikle küçük yaşlarda bir enstrümanı bir eli ile çalabilmek, diğer eli ile tutmak ve gözü ile takip edebilmeyi öğreniyorlar. Belki dışarıdan bakıldığında çoğu insan için pek ilginç olmayan ama aslında çocukların hayatında kişisel ve fiziksel gelişimlerinde çok önemli rol oynayan konuları kapsıyoruz.

Çocuklar müzikle ilk ne zaman tanışmalıdır?

Çocuklar doğumlarından itibaren müzikle tanıştırılmalı. Aktivite olarak olmasa da evde her türlü oyun müzik ile yapılabilir.

Bir enstrüman çalmaya en erken kaç yaşında başlanmalıdır?

En erken dört yaşında enstrüman çalmaya başlanabilinir. Ama eğitimi veren kişinin kesinlikle ya pedagojik eğitim almış olması ya da daha önce bu yaş çocuklarla tecrübesi olması lazım. Aksi takdirde çocuklar müzik dersinden kolayca soğurlar ve bırakırlar.

Hem bir anne, hem de bir eğitmen olarak, müzik eğitmenlerinin en çok dikkat etmeleri gereken konu nedir? Yaklaşımları nasıl olmalıdır?

Müzik ceza ile değil motive etmekle daha kolay öğrenilir. Küçük yaştaki çocuklar oyunlar, hikayelerle daha kolay öğrenirler. İyi motive edilen her çocuk kabiliyetlidir. Önemli olan herkesin bir enstrümanı kendisi için çalabiliyor olmasıdır. Herkes konser piyanisti, kemancısı olacak diye bir şey yok.

Ailelere müziğe yaklaşımları konusunda vermek istediğin tavsiye veya mesaj var mı?

İletişim kurmanın en kolay yolu müziktir. Her türlü iletişimi çocuk ile kurabilir, aralarında ciddi bir bağ oluşturabilirler. Ayrıca hobi olarak yaptırılan müzik aktivitesi çocukların beyin gelişiminde de etkilidir. Çocuklar küçük yaşta müzikle tanıştırılmalı ve mümkünse ilerideki hayatlarında da bunu devam ettirmeliler.


Raquel Aşkaner Habib