İnteraktif kent ekranları hayatımıza girdi
İnteraktif kent ekranları hayatımıza girdi

Günümüzde mobil yaşam hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmişken, ‘yaratıcılık’ da kendini bu alanda gösteriyor. Birbirinden yaratıcı mobil reklam ve pazarlama projelerine imza atan Selim Morlevi ile ‘interaktif outdoor’ pazarlamasını konuştuk...

İş hayatına ürün müdürlüğü görevinde başlayan Selim Morlevi, beş yıl önce mobil ve interaktif pazarlama alanında faaliyet gösteren Mobilera şirketine transfer oldu. Son dönemde geliştirdikleri ‘interaktif outdoor’ alanında projelerle çeşitli ödüller kazandılar. Özellikle ‘İnteraktif Duvar Projeksiyon’ projesi Los Angeles’te ‘Best Innovation- En İyi Buluş” Ödülü kazandı. Morlevi, iş hayatının yanı sıra perküsyon çalıyor, Brezilya dans ve dövüş sporu olan Capoeira yapıyor ve tam bir fotograf tutkunu.  

Bize eğitiminizden ve iş geçmişinizden bahseder misiniz?

Galatasaray Lisesi’nin ardından, Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden mezun oldum. Galatasaray Üniversitesi’nde Fransızca MBA yaptım. İş hayatıma, Paris’te L’Oreal’in dünya merkezinde International Marketing Development bölümünde ürün müdürü stajı ile başladım. Ardından Türkiye L’Oreal’de dört sene boyunca ürün ve marka müdürlüğü yaptım. 2006 yılında pazarlama tarafından ajans tarafına geçmeye karar verdim. Türkiye’nin ilk mobil pazarlama ajansı olan Mobilera’da çalışmaya başladım. Topluluk Yönetimi Müdürü olarak İşTcell lansmanı, ardından Mobil Pazarlama Direktörlüğü yaptım. Bu görevimde çokça yeni dijital ürün fikri geliştirdiğim için İş Geliştirme ve Stratejik Planlama Direktörlüğü görevi verildi. Halen bir Mobilera iştiraki olan Outeractive Media’nın Genel Müdür Yardımcılığı’nı yapmaktayım.

Biraz Mobilera ve bulunduğu sektörden bahseder misiniz?

Mobilera 2001’de mobil pazarlama ajansı olarak kurulmuş bir firma. Kurulduğu yıldan beri pek çok projede öncü olmuş. Türkiye’deki ilk toplu sms gönderimi ve sms kampanyasını gerçekleştirmiş. 2007 yılından beri de porföyüne web ve outdoor dijital uygulamaları da ekleyerek ‘full service’ dijital ajans oldu.

Sektöre baktığımızda bugün artık mobil pazarlama, dijital pazarlamanın vazgeçilmez bir parçası oldu. Tüm dijital ajanslar mobil departmanlarını açıyorlar. Mobil cihazlar hayatımızın her anında yanında ve tam yeri ve zamanında istediğimiz bilgiye ulaşmamızı sağlıyorlar. Bu sebeple reklamcıların da ciddi merceği altında. Iphone, Ipad gibi mobil cihazlar arttıkça reklamcıların bu konudaki çalışmaları da artacak.

Web ve mobil alanda gelişen dijital ve interaktif reklamcılık outdoor reklam alanında daha yeni yeni canlanıyor. Kısa süre öncesine kadar geleneksel anlamda basılı materyeller üzerinde yapılan outdoor reklam bugün led ve LCD ekranlarla ve projeksiyon cihazları ile dijitalleşiyor. İnteraktif Outdoor ise daha yeni keşfediliyor.

‘Interaktif outdoor’ derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?

Digital Signage adı verilen alışveriş merkezlerindeki ekranlar bir süredir aktif olmasına rağmen DOOH denen dijital ev dışı reklam pazarının asıl büyüklüğüne ulaşmış değil. Bu alanda yapılabilecek pek çok yeni proje olduğuna inanıyorum. Bu projeler sadece yaygınlık anlamında değil içerik anlamında da pek çok yenilik getirecek. Bugün artık reklamın dijital olması yeterli değil. Tüketicinin milyonlarca mesaj arasından aklında yer etmek, tüketiciye bir deneyim yaşatmak ancak interaktivite ile olabiliyor. Ses ve interaktivite deneyimini sunmayan ilk jenerasyon DOOH artık yerini interaktif teknolojilere bırakacak.

Mobilera olarak interaktif outdoor alanına girişiniz nasıl oldu? Bu alanda neler yapıyorsunuz?

İki seneyi aşkın süren geliştirme faaliyetlerimde geliştirdiğimiz bir yeni iş alanı ve ürün diğerleri işlerimizden sıyrıldı: İnteraktif Outdoor Reklamcılığı ve bu yeni iş konunun altında patentine başvurduğumuz yeni bir ürün konsepti: İnteraktif Kent Ekranları. Beyoğlu’nda başlayan ve şu an yeni birçok belediye ile yerleştirmeye başladığımız dokunmatik ekranlar hem etkinlikleri bilgileri, hava durumu, nöbetçi eczaneler gibi bilgileri veriyor hem de markalar için etkin bir reklam mecrası...

2009 yılında Mobilera’da hem İnteraktif Ekran networkünün yönetimini yapan hem de yaratıcı özel projeler geliştiren ayrı bir departman oluşturuldu. Bu departman da bu sene içerisinde Finlandiyalı bir yatırımcı tarafından Eylül 2010’da yeni bir ‘interaktif outdoor’ şirket olarak kuruldu: Outeractive Media.

Outeractive Media olarak on beş kişilik bir ekiple a’dan z’ye outdoor ajans olarak yepyeni bir konseptte hizmet veriyoruz. Öncelikle kendi kurduğumuz ve her gün milyonlarca kişinin gördüğü, kullandığı interaktif ekran ağını yönetip pazarlıyoruz. Diğer mecralardan farklı olarak markadan reklam briefi alarak projelerin tüm yaratıcı fikirleri, stratejisi, konsepti ardından da tasarım, yazılım ve yönetimini yapıyoruz.

Geçtiğimiz aylarda outdoor alanında pekçok ödül aldınız. Ödül alan projelerinizden bahseder misiniz?

2010 içersinde yaptığımız outdoor işler ile ilgili olarak 10’a yakın yerli ve yabancı ödül aldık. İnteraktif ekranlarımızda yaptığımız Garanti Wap Şubesi projemiz Felis Awards’da ‘Digital Signage’ başarı ödülü aldı. İnteraktif ekran ağımıza ek olarak, outdoor reklamcılıklarının tüm yeni trendlerini takip ediyoruz. 2010 yılı içerisinde Garanti ve Cornetto markaları için iki özel proje geliştirdik. Garanti Bankası’nın Bonus Card 10. yıl kutlamaları için bir ‘İnteraktif Sinema Oyunu’ geliştirdik. Kanyon sinemasında gerçekleştirdiğimiz projede, seyirciler kendilerini bir anda beyaz perdede gördüler ve üzerlerine sanal olarak Bonus balonları düşmeye başladı. Seyirciler ellerini sallayarak ve hareket ederek üzerlerindeki balonları patladılar. Patlayan balonlardan koltuk numaraları çıktı ve her seans 10 koltuk çift kişilik sinema bileti kazandı. Proje inanılmaz ilgi gördü. Sinemada sadece bir buçuk dakika içerisinde marka müşterisine unutulmaz bir deneyim yaşatmış oldu. Bu proje; Felis, Digitalage, İnteraktif Pazarlama Zirvesi, Aib Mixx Awards gibi pekçok  ödülde birincilikler aldı.

Los Angeles’ta ödül kazanan diğer bir projeniz oldu. Bu projeden bahseder misiniz?

Tüm dünyada yeni yeni başlayan Video Projection Mapping işi ülkemizde de bu sene ciddi bir ilgi gördü. Pek çok marka dev projeksiyonlarla binaların anime edildiği, binanın modellenerek adeta canlandırıldığı bu tarz projeleri uygulamaya başladı. Bize de müşterimiz olan Cornetto markası için dünyada yapılandan daha fazlasını yaratmak istedik. Sadece görsellik değil markanın tüketicisi ile iletişime girebileceği bir proje olması gerektiğini savunduk. Bunu üzerine dünyada da bir ilk olan “Multiplayer Monumental Projection Advergame” ismini verdiğimiz projeyi hayata geçirdik. Galatasaray meydanındaki YKB binası üzerine projeksiyonlarla ‘pacman’ benzeri bir oyun yansıttık. Sokaktan gelen kişiler cep telefonlarından bir numarayı arayarak oyuna katıldılar. Telefonlarının 2-4-5-6 tuşlarını kullanarak oyun karakterlerini yönettiler ve diğer oyunculardan önce, 45 saniye içerisinde oyun alanındaki 3 Cornetto’yu topladılar. Başarılı olanlara içerisinde kod olan bir SMS mesajı gönderildi. Bu kodla Galatasaray Meydanı’ndaki Cornetto standına gelerek ücretsiz dondurmalarını aldılar. 15 gün süren projeyi milyonlarca insan izledi ve binlerce kişi oynayıp ödül kazandı. Bu projemiz de DPİD (Doğrudan Pazarlama Derneği), Iab Mixx Awards’da birincilik ödülleri aldı. Ama bunlardan daha önemlisi, mobil pazarlamanın dünyadaki en yetkili kuruluşu olan Mobile Marketing Association’ın bu sene Los Angeles’da verdiği ödüllerde Best Innovation EMEA (Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesinde En Yenilikçi Proje) ödülüne layık görüldü ve Türkiye’den tek ödül alan proje oldu.

İş hayatınızın dışındaki dönemde neler yapıyorsunuz?

Her yeni oluşum gibi bu yeni mecra ve projelerin tanıtılması, hayata geçirilmesi ciddi yoğun bir çalışma gerektiriyor. Fakat bu süreç içerisinde yaratıcılığı yitirmemek, her zaman enerjiyi yüksek ve pozitif tutmak için spor ve hobilere ihtiyaç duyuyorum. İki seneye yakın süredir Capoeira adında Brezilyalıların yaptığı dans ile dövüş karışımı bir sporu yapıyorum. Bunun dışında küçüklüğümden beri ilgim olan perküsyon konusunda kendimi geliştiriyorum. Şu an Türkiye’deki en iyi perküsyonculardan olan Kolombiyalı sanatçı Luis Ernesto Gomez’in kurduğu La Descarga isimli grubunda perküsyon çalıyorum. Her Pazartesi Beyoğlu Cubabar’da performans yapıyoruz. Bu hobiler iş stresiyle başetmemi ve yaratıcılığımı canlı tutmamı sağlıyor.


Nur Şaul Barakas