gozlemkitap
RSS
Yayın Haftaları X
İspanya gerçekten sıkıcı mı?

Dünyanın en büyük futbol turnuvalarından biri geldi de geçiyor... Kıtanın en büyüğü pazar günü Kiev Olimpiyat Stadında oynanacak final karşılaşmasıyla belli olacak... Grup maçlarının ardından sırasıyla çeyrek ve yarı final mücadelelerinin de peşi sıra oynandığı ve neredeyse her karşılaşmada filelerin havalandığı bir turnuva oldu; EURO 2012...

Şampiyonanın grup aşamasında en çok dikkat çeken takımlar; sürpriziyle Yunanistan, ‘ısıran takım’ olma özelliğiyle Hırvatistan, hayal kırıklığıyla Hollanda ve cefakâr taraftarıyla İrlanda oldu... Almanya ve İspanya ise diğer takımların neden ikişer gömlek üzerinde olduğunu, turnuvanın başlangıcından bu yana sahaya yansıttıkları futbolla ortaya koydu...

Avrupa’nın milli takımlar bazında en önemli turnuvası geride kalırken, özellikle çeyrek finalde oynanan İspanya-Fransa karşılaşmasının ardından kafalarda bazı soru işaretleri oluştu... Bir makine düzeniyle paslaşan, rakip takıma rahat pas yapma imkânı neredeyse hiç tanımayan ve gittikçe mükemmelleşen İspanya Milli Takımı, yoksa seyirciyi futboldan soğutuyor muydu?

Bir kısım futbolsever bu görüşe katılsa da İspanya’nın her turnuvada farklı bir şeyler deneyerek başarıya ulaşma amacına şahsen ben büyük saygı duyuyorum... ‘Barcelona modeli’ olarak adlandırılan ve topu rakip sahaya kısa ve hızlı paslarla taşımayı, sahanın her bölgesinde yardımlaşmayı esas alan felsefede, rakip takımın rahat pas yapabilme imkânının önüne mükemmel alan paylaşımı ile geçilmiş olunuyor... Son birkaç turnuvada bu felsefeyi sahaya yansıtmayı başararak iki kupa birden kazanan İspanya; şimdi de yeni bir şeyler deniyor... ‘Sahte 9’ olarak adlandırılan ve merkez santrforun yer almadığı bir oyun yapısını...

Barcelona’da Lionel Messi’nin bu sezon toplam 73 gol atmasını sağlayan bu sistemde, ‘Hakan Şükür’ tipi santrfor yerine hücum hattının her bölgesinde hatta orta sahada da görev alabilen ve tekniği kalburüstü futbolcular forma şansı buluyor... EURO 2012’de bu bölgede çoğunlukla Cesc Fabregas oynama fırsatı elde ederken, Fernando Torres, Alvaro Negredo ve Fernando Llorente gibi merkez santrforlar genellikle kulübeden dışarı çıkma imkânı yakalayamadı...

‘Sahte 9’la oynanan maçlarda daha rahat gol noktalarına girme şansı bulan Xabi Alonso ve Fabregas gibi deneyimli İspanyol futbolcular bu sistemden memnun görünüyor... Bu iki isim de sıkıcı bir futbol oynamadıklarını ve oyunun hücum yönünde pozisyon bulma manasında bir azalma yaşanmadığını dile getiriyor... Cesc ve Xabi’ye göre, İspanya’nın rakibe top göstermeyen futbol felsefesi seyirciyi tribünlerden uzaklaştırmıyor... Aksine, onlara göre ‘Ne kadar kusursuzluk o kadar futbol keyfi...’

Birçok futbolsever İspanya’nın gittikçe kusursuzlaşan futbolundan ötürü sıkılıyor olabilir... Ama bir de şöyle düşünün; tarihin en iyi futbol takımlarından birini izliyoruz ve onların her turnuvada gelişimine tanıklık ediyoruz... Yıllar sonra çocuklarınıza ya da torunlarınıza ‘Ben bu takımın onlarca maçını seyretmiştim’ cümlesini öve öve bitiremeden anlatmak istiyorsanız; mükemmel olan bir şeyden sonuna dek keyif almasını bilin, kusurunuysa kenara koyun...

Facebook'ta Paylaş
Yazar Yakir MİZRAHİ BÜYÜTEÇ yakirovich@gmail.com
Yazdır Yazdır
Yazdırma Önizleme X Yazdir
Yazdırma işlemini başlatmak için YAZDIR 'a tıklayın.
Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
Arkadaşlarıma Gönder X
Abone Formu X
Şalom Gazetesi’nin adresinize gelmesi için bir yıllık şehir içi abonelik ücreti 140 TL.dir.
İletişim Formu X
Şalom Satış Noktaları X
Remzi Kitabevi - Etiler Akmerkez
Remzi Kitabevi - Suadiye
Remzi Kitabevi - Osmanbey
Remzi Kitabevi - Erenköy Carrefour
Remzi Kitabevi - Akadlar Mayadrom
Remzi Kitabevi - Mecidiyeköy Profilo
Remzi Kitabevi - Ankara Armada
Remzi Kitabevi - İzmir
Remzi Kitabevi - Antalya
Şalom Gazetesi - Künye X
künye
Abone Bize Ulaşın Reklam Şalom Satış Noktaları Künye Tüm Hakları Saklıdır. Şalom Gazetesi 2008