gozlemkitap
RSS
Yayın Haftaları X
Öyle bir geçer zaman ki

İlk bölümde sizleri uyarmıştım, bu iş 48 bölüm devam eder diye, sabır buyurunuz efendim üçüncü bölüme gelmiş bulunmaktayız… Sultan Palamudun aşk hayatı üzerine çeşitlemeler üçüncü sezona gidiyor benden olma sebebi hayatımdan doğma oğlumcuğumun maceraları birkaç bölüm sürmüş çok mu? 

Yaz dedin mi akan sular durur ve biz Burgaz’a gideriz, bu benim için bir aile geleneği; büyük büyük atalarım da öyle yaparmış, tazecik oğlumuz Brit- mila travmasını atlatır atlatmaz atalarının izinde henüz 15 günlükken ada ile tanıştı, yalnız ada ile değil; ada eşrafından, benim ve çocuğumun eşsiz annesinin bebekliğimizi bilenler ile faytoncular, dondurmacı, mısırcı, dönerci ile ‘potansiyel müşteri olarak’ tanıştırıldı… Ada böyle bir yer işte,  ‘bu halini’ seviyorum adanın… Bu mıçmıçlığını  “Vre daha dün siz bebektiniz kale, ne kadar çabuk büyüdünüz yahu”, “Üstünü ört üşütecek”, “Ooo ne kadar kalın terleyip hasta olacak”, “Şapka giydirin”, “Ayol açın cocuu accıh hava alsın” gibi tutarlı ve bilgilendirici öğütler ile evimizin yolunu tuttuk.  Ada = güneş; bebekle birlikte doğan kullanım kılavuzu, sahife 15; güneşlenme:  birinci gün: 10.000 numara koruyucu krem sürüldükten sonra oda sıcaklığında on dakika demlenmeye bırakılan bebeğin cildindeki kremin iyice emilmesi beklenir, saat 10:46 civarı bir havlu serilir, velet-i zat üzerinde bir dakika karın üzeri, bir dakika sırt üzeri yatırılarak kulak memesi kıvamına gelecek şekilde pişirilir… Kitap öyle diyor  ‘Ley de Moşe’ uymak gerek, aynısını uyguluyoruz…  Bakıyorum; güneşlenme sonrası aspirin rengini büyük bir bağlılıkla koruyor, bu kadar tantanaya ne gerek var o zaman? Ama bizim içimiz rahat, huzurlu. Aradan bir hafta geçiyor, kılavuza göre çocuğun tartılması gerek, “bu hafta boş versek” diyorum. Doktorların en iyisi, sevgili eşim, bana acıklı gözler ile bakıyor. “Bu hafta az yemiş gibi gelmiş…miş.. Acaba kilo almamış olabilir miymiş? Anlıyorum ki, güneş doğmaktan vazgeçebilir ama biz her hafta çocuğu tartmaktan vazgeçemeyiz… Yaklaşık üç dakika sonra Ahmet Bakkal’ın şaşkın bakışları altında, yanımızda getirdiğimiz bezi; salam sucuk tartılan, ama fevkalade bir şekilde bebek tartma terazisine dönüşebilen terazinin kefesine yerleştiriyoruz… Az sonra oğlumcum ne olduğunu bilmez, ama halinden memnun bir şekilde tartılıyor, sonuç bir deftere kaydediliyor: ‘Yıldız tarihi 10 bin 6 yüz 10 dört, annenin seyir defteri. Oğlum bu hafta sadece 150 gram aldı, acaba zafiyet mi geçiriyor?’ Not: Bu gece Doktor Jacques’e gidilerek, acil durum değerlendirmesi ve konsültasyon istenecek.’ 

O yazı sürekli ve gönüllü bir nakliyeci olarak geçirdim. El kadar bebeğin TIR kadar eşyasının olması biraz garip gelse de gerçek buydu. Pempırslar, bilumum temizlik malzemeleri, cam biberonlar, kaynatılmış ve ama soğutulmuş su, alerjiye sebep olmayacak konsantrasyonda meyve suları, rezene çayı, mamalar, puset, ana kucağı koltuğu, “gurk”  yapma bezi ve yedeği, üstünü pisletir ise yedeği, altını pisletirse yedeği, hiçbir şeyi pisletmez ise  sıcağa karsı yedek, soğuğa karşı yedek vs vs, göç halinde kulübe gidip gelmeler… Her şey sağlıklı bir bebek için…

Evde, termometre ile ölçülerek yapılan ilk banyolardan sonra sıra deniz banyolarına geldi. Öyle ‘public’ bir havuza girmek tehlikeli riskler içerdiğinden, yüklerimizin arasına bir şişme havuz, iki adet kolluktan oluşan ‘yüzme öğreniyorum’ setini de ilave ediyoruz. Öğlen uykularını, BBC’den ayarladığımız saatimize göre yapıyoruz…  Tüm bu özen ve ihtimamın küçücük bir bölümünü bizlerin de beklemesi sizce hakkımız değil mi… Mesela  gece yemeğinden sonra (bizim değil oğlumcuğumun) gurk, börb ‘her ne ise’ yaptırılıp, alttan boşaltma devresi faaliyetinden sonra temizleyip, sonra da gaz önleyici uyku getirici rezene çayını verip, sonra bir daha gark, börp yaptırıp, bahçede  omzumun üzerinde azcık pışpış filan, yatağına koyduktan sonra  biraz uyumasını beklemek… Yok değilmiş, hakkımız değilmiş. İlk uyku üç saat civarı, sonra iki saatte bir yoklama. Dünyanın en iyi eşinin beni dikkatlice gözlediğini bilmesem birkaç dakika rakıyı katıvereceğim suyuna… 

Her eve lazım, her zaman başlarımızın üzerinde yerleri var, çocuk sevgisi, çocuk varlığı her şeye değer… Artık yavaş yavaş, nişandı, düğündü derken kendi kanatlarıyla uçmaya başlıyorlar… Tıpkı bizlerin de yapmış olduğu gibi, tıpkı onların da çocuklarının yapacağı gibi… 

Sevgiyle kalın.

Facebook'ta Paylaş
Yazar Vladi BENBANASTE TERS KÖŞE
Yazdır Yazdır
Yazdırma Önizleme X Yazdir
Yazdırma işlemini başlatmak için YAZDIR 'a tıklayın.
Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
Arkadaşlarıma Gönder X
Abone Formu X
Şalom Gazetesi’nin adresinize gelmesi için bir yıllık şehir içi abonelik ücreti 140 TL.dir.
İletişim Formu X
Şalom Satış Noktaları X
Remzi Kitabevi - Etiler Akmerkez
Remzi Kitabevi - Suadiye
Remzi Kitabevi - Osmanbey
Remzi Kitabevi - Erenköy Carrefour
Remzi Kitabevi - Akadlar Mayadrom
Remzi Kitabevi - Mecidiyeköy Profilo
Remzi Kitabevi - Ankara Armada
Remzi Kitabevi - İzmir
Remzi Kitabevi - Antalya
Şalom Gazetesi - Künye X
künye
Abone Bize Ulaşın Reklam Şalom Satış Noktaları Künye Tüm Hakları Saklıdır. Şalom Gazetesi 2008