gozlemkitap
RSS
Yayın Haftaları X
Aynı döner, aynı begonvil…

Yunan kültürü ve Türk kültüründeki benzerlikler, beni yıllar geçse de şaşırtmaya devam eder. İlk şaşkınlığım uzun seneler önce Atina’ya gittiğimde olmuştu, simitçisinden eski sinemalarına, salaş balıkçısından bıyıklı erkeklere İstanbul’a çok benzettiğim bu şehir, bana bir ‘seyahate çıkma’ tatmini vermemişti. Hatta simitçi de tesadüfen Türkçe konuşunca, bu seyahat halk tabiriyle beni ‘kesmemiş’ idi…

***

İkinci şaşırmam ise öğrenci olarak gittiğim Amerika’da onlarca memleketten gelen yabancı öğrenciler arasında Türkler ve Yunanlıların her zaman birbirini bulmasıydı. Bu benim için de, başka okullarda okuyan Türk arkadaşlarım için geçerliydi. Dört sene okuyan herkesin hayatında bir Themis, Yorgos, Alex oluverdi. Yakın arkadaşlarımdan birinin annesiyle yemeğe gittiğimde ise karşımda tam bir Türk annesi gördüm; sevecenliğinden, balıketliliğine, giyim tarzından, sahte sarışınlığına gurbette insanın içinde sarılma isteği uyandıran, içine Nişantaşı kaçmış bir Yunan kadını. Ağız açılıp aksan duyulmadan memleketleri ayırt etmek mümkün değil.

***

Geçtiğimiz pazar günü merak ettiğim Yunan adalarından birini, Kos’u ziyaret etme fırsatı buldum. Dodecanese veya On İki Adadan biri olan Kos, 1948 yılına kadar İtalyan egemenliğinde olmasına rağmen, ziyaret ettiğim diğer Yunan adalarından daha ziyade tamamıyla bir Türk adası görünümünde; pembe veya beyaz begonviller, akasyalar, dönerci, dürümcü ve dondurmacılar, bakkal görünümlü mini marketler… Yemekler gibi yemek isimlerinin birçoğu da Türkçeyle aynı; saganaki, dolmathes, mousaka gibi… Kos Adasının dikkat çeken özelliklerinden biri ise adada hem cami, hem kilise, hem de sinagog bulunması. Ancak onaltıncı yüzyılda açılan sinagog, adada yaşayan Yahudi kalmamasından dolayı 1944 yılında kapatılmış. 1943 yılında Kos ve diğer Yunan adaları Alman hâkimiyetine girerken, birçok Kos Yahudi’si Türkiye’ye kaçmış, kaçamayanlar ise Auschwitz- Birkenau’ya yollandığından adada hiç Yahudi kalmamış. Şu anda hayatın çok sakin, yavaş ve huzurlu yaşandığı berrak denizli bu şirin adanın, böyle üzücü bir tarihi olduğu tahmin edilemiyor.

***

Kos’a giderken pasaport kontrolden geçilmesi ve Schengen ile giriş yapılabilmesi de benim için tatilin en tuhaf kısmı idi. Başka bir memlekete girerken tabii ki vizeyle girilmesi normal, ancak deniz otobüsüyle 20 dakikada ulaşıldığından insanda bir Büyükada- Burgazada seferi hissi uyandırıyor. Bazı Yunan adalarından vize kaldırılması için çalışmalar sürüyor. Umarım bir gün en azından günübirlik gezmek isteyenler, giriş ve çıkışta pasaport kontrolü gerekmeksizin gezme şansını yakalar…

Facebook'ta Paylaş
Yazar Joelle PİNTO Kahve Molası
Yazdır Yazdır
Yazdırma Önizleme X Yazdir
Yazdırma işlemini başlatmak için YAZDIR 'a tıklayın.
Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
Arkadaşlarıma Gönder X
Abone Formu X
Şalom Gazetesi’nin adresinize gelmesi için bir yıllık şehir içi abonelik ücreti 140 TL.dir.
İletişim Formu X
Şalom Satış Noktaları X
Remzi Kitabevi - Etiler Akmerkez
Remzi Kitabevi - Suadiye
Remzi Kitabevi - Osmanbey
Remzi Kitabevi - Erenköy Carrefour
Remzi Kitabevi - Akadlar Mayadrom
Remzi Kitabevi - Mecidiyeköy Profilo
Remzi Kitabevi - Ankara Armada
Remzi Kitabevi - İzmir
Remzi Kitabevi - Antalya
Şalom Gazetesi - Künye X
künye
Abone Bize Ulaşın Reklam Şalom Satış Noktaları Künye Tüm Hakları Saklıdır. Şalom Gazetesi 2008