gozlemkitap
RSS
Yayın Haftaları X
Sahne Büyüsü : Craft Oyunculuk Atölyesi Ve Craft Tiyatro
:   Craft Oyunculuk Atölyesi Ve Craft Tiyatro
Açıldığı tarihten kapandığı güne kadar eğitmenlik yaptığım, bir süre Eğitim Genel Koordinatörlüğünü üstlendiğim Plato Film Okulu’nun Meclisi Mebusan Caddesi üzerindeki eski binasının önünden her geçişimde bir eğitim kurumunun daha eksildiğine üzülürdüm.

Bir süredir binanın üçüncü ve teras katlarındaki Craft Oyunculuk Atölyesi ve Craft Tiyatrobu eksikliği –kısmen de olsa- giderme yolundalar.

 

Craft Oyunculuk Atölyesi, temel oyunculuk ve oyunculuk teknikleri üzerine oyuncu adayları ve profesyonel oyuncularla atölye çalışmaları yapmak amacıyla 2011’de Çağ Çalışkur ve Bahar Bahar tarafından kuruldu. Çağ Çalışkur,Bahar Bahar ve Şenay Gürler,2012’de bünyesindeki oyuncu, yönetmen ve yazarlara, üretim yapabilmeleri için olanak, mekân ve yer sağlamak amacıyla Craft Tiyatro’yu kurdular. Yeni sahneleri Craft Teras’ta ülkemizde hiç oynanmamış oyunları seyirciyle buluşturuyorlar, bu amaçla oyun okumaları ve yabancı oyun çevirileri yapıyorlar. Yayıncılığa da niyetliler.

Mayıs ve haziran aylarında, Craft Oyunculuk Atölyesi’nde Berna Tunalı,Meltem Cumbul ve Çağ Çalışkur çeşitli oyunculuk atölyeleri düzenlerken, Craft Tiyatro da iki yeni oyun sergiliyor.

İKİ YENİ OYUN

İlk olarak,1991 tarihli ‘The Pitchfork Disney’den başlayarak, aralarında Kâinatın en Hızlı Saati ve Kürklü Merkür’ün de bulunduğu sekiz oyunla 1990 sonrasının en önemli İngiliz tiyatro yazarlarından biri kabul edilen, İstanbul seyircisinin de çok iyi tanıdığı Philip Ridley’in 2000 tarihli Vincent River adlı oyunu Sami Berat Marçalı’nın yönetiminde Uğrak Yeri adıyla sahneleniyor.

Yazarın doğup büyüdüğü ve yaşamını sürdürdüğü Londra East End’de geçen vehomofobiye,cinayetin kendisine değil de sonrasına, yaşamlarını olanları çözümlemeye ve kabullenmeye çalışarak sürdürmek zorunda kalanlara odaklanarak bakan Uğrak Yeri,oğlu Vincent homofobik bir cinayete kurban gittiği için buraya taşınmak zorunda kalan Anita’nın evinin etrafında dolanan, yüzü gözü kan içindeki Davey’i içeri çağırmasıyla başlar. Öykü geliştikçe, büyük bir olasılıkla yeni dayak yemiş olan bu yeniyetmenin vahşice bir saldırıda öldürülen Vincent’ın cesedini bulan kişi olduğu anlaşılacaktır. Yaşadığı felâketle baş edebilmek için tüm gücü (ve biraz da alkolün desteği) ile savaşmaya çalışan Anita, Davey’den oğlunun ölümünündeki gizi koparmaya çalışacaktır. Annesini kanserden yeni kaybetmiş olan Davey, üç ay önce öldürülen Vincent gibi yaşadıkları işçi sınıfı ortamının dışlanmışlarından biridir. Cinsel kimliğini gizlemeye, henüz kontrol altına alamadığı dürtülerle savaşmaya çalışan genç adam, biraz içkinin, biraz da uyuşturucunun etkisiyle, suskunluğunu bırakarak içinde baskı altına almış olduğu her şeyi bir sözcük seli ile kusacaktır...

Tiyatromuzun ‘harika çocuğu’ Sami Berat Marçalı’nın 22 yaşında iken yönettiği yine Ridley’in yazdığı Korku Tüneli oyununun olağanüstü yorumundan ne kadar etkilenmiş olduğumu ben yazmaktan, sanırım ki sizler de okumaktan yoruldunuz. Ancak Sami, yazar olarak da, yönetmen olarak da her gün çıtayı daha da yükseğe çıkaran önemli bir tiyatro adamı. Henüz 25’ine yeni girmiş olsa da yönettiği üçüncü Ridley olan Uğrak Yeri, bir olgunluk dönemi çalışması.

Herşeyden önce, eski Plato Film Okulu’nun tiyatroya elverişsiz teras katını, işlevsel bir oyun alanına çevirmiş. ‘in-yer-face’ duygusu, izleyicinin olanları seyretmeye değil yaşamaya yönlendirilmesi, daha mekâna girerken, Anita’nın kendine oturacak yer arayanların arasında volta atması ile başlıyor ve yarattığı bu inandırıcı ortamda da iki oyuncusundan müthiş bir performans elde ediyor.

İki kişilik oyunların sadece iki kişi yarafından oynanması hem en büyük güçleri, hem de en büyük handikaplarıdır. O iki kişi, ya sözcüklerin havada uçuştuğu bir tenis maçı gibi soluk soluğa izlenir, ya da izleyici yavaş yavaş oyundan koparak can sıkıntısı içinde oyunun bitmesi için dua eder. İpek Bilgin ve Barış Gönenen, Anita ve Davey’i nefes kesici bir yorumla canlandırıyorlar. İpek Bilgin, sanki 30 yıldır yapmakta olduğu oyunculuk, yönetmenlik ve eğitmenlik geçmişinin tüm tecrübesini, çektiği acı ile başını dik tutarak savaşmaya çalışan, gerçek duygularını sert görünümü ve keskin mizah duygusuyla gizleyen, sadece mahalle baskısı ile değil, kendi içindeki homofobi ile de mücadele etmeye çalışan Anita’yı varetmek için kullanmış. Salıncaktaki ikinci kişi, bir iki yıl öncesinin umut veren genç oyuncusu Barış Gönenen, Davey’e müthiş bir gerçeklik kazandırarak artık günümüzün iyi oyuncularından biri olduğunu gösteriyor.

11 EYLÜL OYUNU

Craft Tiyatro’nun ikinci oyunu Neil LaBute’ün The Mercy Seat/Kayıp’ı, World Trade Center’daki iş yerindeki yöneticisi Abby ile ilişkisi olan, saldırıdan o sırada kaçamak yaptıkları için kurtulan evli ve iki çocuk babası Ben’in 12 Eylül 2001’de, kadının evinde suskun ve düşünceli bekleyişiyle başlıyor. Adam, çöken kulelerde öldüğünü sanan ailesine sağ olduğunu bildirmemiştir. 40’lı yaşlarındaki Abby, kendisinden yaşça genç olan ve olayı, ailesinden, banliyödeki tekdüze yaşamından, sevgilisinin onu hiçbir zaman terfi ettirmeyeceği işinden kaçıp yeni bir yaşama başlamak için fırsat olarak gören Ben’le sıfırdan başlamadan önce ilişkilerini gözden geçirmek istemektedir. Oyun başladığında boş gözlerle önüne bakan Ben, Abby alışverişten döndüğünde doğru dürüst iki laf edecek durumda bile değildir. Giderek, bu hiç büyümemiş yeniyetmeyi altüst edenin yaşanmakta olan trajedi değil her zamanki kendine acıması ve bencilliği olduğu, başakalaşmış bir dünyanın ışığında yeni derinlikler arayan Abby’ye karşın Ben’in, kendi boşluğunda yuvarlanmaya devam ettiği belli olacaktır...

Oyunu Çağ Çalışkur sahneye koymuş. Uluslararası ilişkiler mezunu Çalışkur, İpek Bilgin’le aramızdan çok erken ayrılmış olan Cüneyt Çalışkur’un kızı, Rüçhan Çalışkur’un yeğeni. Dört yaşında ritmik jimnastiğe, altı yaşında baleye, on yaşında yüzmeye başlamış, 1999’da Türkiye bilardo şampiyonu olmuş. 2008’de Sanford Meisner ve Uta Hagen oyunculuk teknikleri üzerine eğitim aldığı American Academy of Dramatic Arts’dan mezun olmuş. Eğitmenlikte karar kılmadan önce, DOT, İstanbul Devlet Tiyatroları ve Televizyon dizilerinde oynamış.

Craft Teras’ta, çöken kulelerin dış camlara bulaşan, içerideki herşeye sinen tozundan, iç mekânın düzenlemesine, trajediye iki adım mesafede, kimi zaman terası da oyuna kattığı bir ‘loft’ oluşturarak işe başlamış. Elindeki 100 dakikalık metnin, evlilik dışı ilişkiler yaşayan mutsuz çiftlerin bitmez tükenmez tartışmalarının biraz bildik bir çeşitlemesi olduğunun bilinciyle de oyunun tüm yükünü iki oyuncusunun sırtına bindirmiş. Şenay Gürler, New York’da Sigourney Weaver’ın canlandırdığı katı yönetici Abby’de başarılı. Bir gün önce yaşananların sadece kendi yaşamını değil, dünyayı değiştireceğinin farkında olan kadının sert görünümüne karşın içten kırılganlığını yalın ve inandırıcı bir oyunla, izleyicinin içini acıtarak veriyor. sıfırnoktaiki ve yanetki’den çok iyi bir oyuncu olarak bildiğimiz (bu gençlerin hangisi çok iyi oyuncu değil ki!) Deniz Karaoğlu’nun Ben’i yorumlayışı tüm beklentileri de aşan bir düzeyde. Abby’nin eleştirilerine cevap verirken suçüstü yakalanmış bir çocuğun kaçamak bakışlarından tutun, suskunluklarındaki, cevap vermediği telefonlara bakışındaki eylemsizliği eylem haline getirişi ile tüm ayrıntıların inceden inceye düşünüldüğü üst düzey bir performans...

Sonuç: Yeni açılmış olsalar da amatör bir ruhla son derece profesyonel işler çıkaran Craft Oyunculuk Atölyesi ve Craft Tiyatro’yu mutlaka keşfedin derim. Yeri kolay: Kazancı Yokuşundan inip Fındıklı’ya giderken SSK’ya varmadan az önceki (ya da Kabataş’tan, Akbank binasının köşesinden yukarı doğru çıkarken SSK’yı geçer geçmez) cam cepheli içerlek bina; şu anda giriş katında Little Caesars Pizza var. Atölyelerini olsun, sahneledikleri oyunları olsun bütün ilgilenenlere salık veririm.

Hepinize iyi seyirler.

 

 

Facebook'ta Paylaş
Yazar Erdoğan MİTRANİ
Yazdır Yazdır
Yazdırma Önizleme X Yazdir
Yazdırma işlemini başlatmak için YAZDIR 'a tıklayın.
Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
Arkadaşlarıma Gönder X
Abone Formu X
Şalom Gazetesi’nin adresinize gelmesi için bir yıllık şehir içi abonelik ücreti 140 TL.dir.
İletişim Formu X
Şalom Satış Noktaları X
Remzi Kitabevi - Etiler Akmerkez
Remzi Kitabevi - Suadiye
Remzi Kitabevi - Osmanbey
Remzi Kitabevi - Erenköy Carrefour
Remzi Kitabevi - Akadlar Mayadrom
Remzi Kitabevi - Mecidiyeköy Profilo
Remzi Kitabevi - Ankara Armada
Remzi Kitabevi - İzmir
Remzi Kitabevi - Antalya
Şalom Gazetesi - Künye X
künye
Abone Bize Ulaşın Reklam Şalom Satış Noktaları Künye Tüm Hakları Saklıdır. Şalom Gazetesi 2008